En azından bir tarafın futbol oynadığına emin olmakla beraber, diğer tarafın hem de Premier League gibi Digitürk’ün bile ekstra ücret alarak seyrettirdiği dünyanın en spektaküler liginde 9 puan alarak 7. sırada yer almasını ve hali hazırda Avrupa liginde mücadele ediyor olmasını anlayamıyorum. Bay Platini Türk futbolu ve dertleri ile boğuşacağına, sanırım biraz da Futbol oynayanlar ile oynamayanları ayırt etse iyi olacak.
Öte yandan, Star TV yayın akışına bağlandığı anda, sanırım tüm Türkiye’nin en çok merak ettiği konu Beşiktaş 11’inden daha çok, maçı kimin anlatacağı idi. Ertem Şener, İlker Yasin, Emre Tilev seçeneklerinden Tilev çıkınca yayını mute izleme seçeneği de ortadan kalkmış oldu. Geç bağlanılan yayın yüzünden ‘statik’ durumda olan damardaki kan ise seremoni arkasından organize şekilde başlayan ve sözde ünlü Britannia tribünlerini şoke eden ‘üçlü ‘ ile yerini birden ‘dinamik’ duruma bıraktı.
Maç da böyle başladı aslında, belli ki Carvalhal ve takım dersini iyi çalışmıştı. Duran top, taç ve köşe vuruşu haricinde hiçbir şeyi olmayan, boy ortalaması 1.90 ve tanımı kaba tabirle ‘iri’ olan bir takıma karşı topu ayakta tutmak, topu dolaştırmak, yerden oynamak ve üçüncü bölgede defansın arkasına top atarak araya adam kaçırmak en mantıklı seçenek olacaktı.
Nitekim kaptan olduğunun ve bir takım içinde oynadığının hatırlatıldığı belli olan Quaresma önderliğinde Fernandes orta sahada şov yapmaya başladığında, takımdaki en sağ bek Hilbert de yerini almıştı. Doğru zamanda doğru yerde ancak Alman mantalitesinin yapabileceği o tek ‘ altın’ vuruşu yaptığında tüm Türkiye çılgınca bağırıyordu.
Bu bağırış telefonda ‘whattssss upppp’ reklamlarında olduğu gibi uzatarak ‘ gooolllll’ şeklinde arkadaşlarla ve sevdicekle paylaşılırken, maçın kader anının geldiğini ise sanırım kimse bilmiyordu. Futbol özürlüsü sırık Crouch topa dokunduğunda Rüştü aldığı sayısız darbelerle kale dışında boğuşuyordu. Tribündeki İngilizler ise bu gole inanmayacaksınız ama sevindiler!
Sonrası ise yine Beşiktaş resitali şeklinde devam etti. Topu tutan Beşiktaş’ta Fernandes İngilizlere ‘This is Football’ derken, Quaresma stattan aldığı İngilizlere güzel bir Portekiz turu attırıyor, Aurelio her acımasız Crouch darbesine rağmen hala hava topuna çıkarken, Egemen ‘Freedom’ diye Braveheart misali bağırıyordu, sahada ne yaptığı belli olmayan bir tek Edu vardı.
İkinci yarı başladığında top tutacak ileride diye Edu hala sahada yer alınca homurdanmalar başlamıştı aslında. Ancak maçın asıl kırılma anını ve homurdanmaların zirve yapmasını 60. dakikada üst üste ‘Nasılsa benim iri adamlarım sakatlanmaz’ diyerek üç oyuncu değişikliğini birden yapan Pulis’in hamlelerine sessiz kalan Carvalhal yarattı. Bu ‘ Aman maç bitmek üzere, bir puan iyidircilik’ algısı yüzünden 15 dakika boyunca kalemizde yaratılan Stock baskısını kalesinde İngiliz görünce devleşen Rüştü bozarken, aynı dakikalar içinde Quaresma’nın mucizevî hareketlerine ve şutuna nazire yapan Stoke direği yüzünden Beşiktaş’ın öne geçme şansı da elden kaçmış oluyordu.
İronman değil Braveheart Egemen Sivok ile ceza sahası içerisinde oluşan uygunsuz karambollerin birinde çarpışarak kaburgasından sakatlandığında aslında bir sonraki an için son uyarı da gelmişti. Ancak, sanırım Carvalhal’de karşısında futbol değil başka bir oyun oynayan takımın ceza sahasına doldurduğu başka bir topta maç başından beri pek güven vermeyen hakemin de hem futbola hem de basketbola ‘Fransız’ kalacağını ve basketbolda karşılıklı faul çalması gereken pozisyonu futbola penaltı diye çevireceğini düşünmemişti.
‘Hamivari’ penaltı vuruşu ile öne geçen Stoke sonraki son on dakikada futbol oynadığını hatırlayıp zaman geçirmeye başlayınca Holosko değişikliği de gelmişti. Bursa baskısını deneyen Carvalhal ise bu sefer başarılı olamadı ve ekran karşısında seyircisini mest eden en önemlisi gururlandıran Beşiktaş futbol fakiri rakibine sadece ‘skor olarak’ yenildi.
Bence, bu kaybedilen üç puan ileriki günler için bir kayıp değil tam tersine bir kazanç olacaktır. Bu futbolun devamının sağlanması, sakatlığı az olacak bir ana kadro ( Almeida’nın dönüşü ) ve kendimi bildiğimden beri Beşiktaş’ta olmayan kura şansı ile ( bkz. Wolfsburg, Stoke, Tottenham ) takımın üst turlara çıkabilmesi inanın ki mucize olmayacaktır.
Gruptaki son duruma gelince, eğer Stoke City İsrail deplasmanından galip dönmezse, Beşiktaş Kiev’de geçen seneyi hatırlayıp kaybetse bile, İnönü’de oynanacak son maç olan Stoke rövanşının galip bitirilmesi Karakartalın bu gruptan lider olacak çıkmasına yetecektir.
O rövanş maçı için kendime şimdiden numaralı taraftan bir yer ayırtıyorum. 4 yıl Amerika serüvenim sırasında uygulama şansı bulduğum, ancak Türkiye’ye döndüğümden beri saygın bir kuruluşta çalışmanın getirdiği kurallar çerçevesinde yurt dışı yazışmalar yapabildiğimden dolayı kullanma fırsatım olmadığı için unutmaya yüz tutan bazı favori İngilizce sözcüklerimi ‘Futbolun Beşiği’nden’ olduğunu unutan ve Euroleague’de forması garanti olan Delap ve boyu dışında kamburu ve ağzı ile oynayan Crouch üzerinde denemek için can attığımı saygılarımla bildiririm.
Kalın Sağlıcakla,
30 Eylül 2011