22 Eylül 2011 Perşembe

BURSA’DA BİR DERBİ


Sanırım bu başlık tüm Bursaspor taraftarlarının duymak istediği bir başlık oldu. Onlar için gerçekten de bir derbi oynandı dün gece Bursa Atatürk stadında. Yıllardır suni gündemle meşgul edilen Bursalılar geçen sene yağan taşların yerine bu sene Tanrı takdiri yağan yağmurla karşılaştılar.

Şimdi burada Bursaspor taraftarlarına birkaç soru soralım bakalım cevaplarını biliyorlar mı? Size göre küme düşmenizin sorumlusu hala Beşiktaş ise, tarihinizde kazanılan en büyük başarı olan ve alnınızın teri olan 2009 şampiyonluğu nasıl kazanıldı?

Gelelim Emniyete, geçen sene oynatılmayan maç bu sene nasıl oldu da oynatıldı acaba? Gelelim Türkiye Futbol Federasyonuna, 5 maçlık Bursaspor cezası nasıl kaldırıldı acaba?
Gelelim Kulüpler Birliği Başkanı Sayın Yıldırım Bey’e, ilk maçta çıkan olaylar nedeni ile 2 maç hem seyircisiz hem de tarafsız sahada maç oynatılan Beşiktaş’a karşı, diğer takımın çıkarttığı olaylar nedeni ile verilen 5 maçlık cezanın kaldırılması hakkında neler yapacak acaba, veya bir şey yapmayı düşünüyor mu acaba?

Bütün bu sorular altında başlayan maça gelelim biz en iyisi, daha fazla sinirlenmeden. Ülkemize has haksızlıklar sillesi olaylar bir kenara bırakıldığında yayın saati ile birlikte bizi karşılayan ilk şey amansız bir yağmur ve fırtına oldu. Kankamın telefonu ile Bursa’da metrekareye düşen en fazla yağmurun an itibari ile yağdığını öğrendiğimde Q7 apaçi saç şekli ve mutsuz suratı ile sahaya ısınmaya çıkıyordu.

Aynı bilgiyi Lig Tv de verdiğinde kankamdan şüphelenmedim değil, ancak bu bilgi aslında Bursaspor taraftarının da stada ulaşmakta zorluk yaşayacağını gösteriyordu.

Maçın gerginliği Lig Tv yorumcularına da yansımıştı adeta, Ömer Güvenç’in yaşına hürmet bol atışma ve sataşma ile yorum bölümü de kapandı ve geldik cenaze marşına.

Yıllardır sürdürülen bu anlamsız marş bu sene de popülist bir şekilde yankılanırken tribünlerde, Bursaspor yönetiminin ve teknik ekibinin yıllardır bu sözde husumet ile hiçbir şey yapmadığı da gözler önündeydi adeta.

İlginç Carvalhal kadrosu ile sahaya çıkan Beşiktaş, geçen haftaya nazire yaparcasına 6. dakikada yağmurun azizliği ile golü yediğinde Bursaspor tribünleri gol sevinci ile Ankaragücü sevgisi arasında kalıverdi.

Sonrası ise karmaşa idi sadece, savunma bölgesinde %100 topa sahip olabilen Beşiktaş diğer bölgelerde topa bomba muamelesi yapmaya devam ediyordu. Bursa tribünlerinin aşırı sevgisi ile sahada çakma sol bek olarak oynayan Egemen, bu sevgiyi hakem demeye şahit isteyecek olan çakma FİFA kokartlı Yunus Bey’e göstermeye kalkınca sarı kartı görüverdi.

Ama aynı hakem maç başından beri her dakika annesi hatırlatılan eski Bursaspor kaptanına karşı bu saçma tribünlere kırmızı kartı çıkarmadı diyecekken, yurdumuza gelen her yabancıya öğretilen ilk kelimeleri dur bakalım anlayacaklar mı diye uygulamaya kalkan gol sahibi Bangura’yı yardımcı hakem duydu Allahtan, duyması ile de adamın başına Adam gibi Adamlar çullanıverdi birden.

Bu stresli ortamda ilk yarı bittiğinde 10 kişilik Bursaspor’a karşı tek pozisyona dahi giremeyen Beşiktaş ikinci yarıya mutlak baskı ve top hâkimiyeti ile başladı. Carvalhal’de anlık müdahale ile doğruyu bulmuş takımda herkesi yerine koymuştu ama yine de vardı bir sorun. Sorun kendini aslında bayadır belli ediyor ama aşırı sevgi bunu görmezlikten geliyordu. Bu maç artık bazı şeyleri daha iyi gösterebilir. Her topu aldığında halı sahada yap şu hareketi sana 5 lira veririm mantığı ile oynayan Q7 adeta maçı kazanmak adına her Kaptanın yapacağı gibi gemiyi ilk sırada terk ediverdi.

Her şey başka yağmurlu deplasmana demeye hazırlanan âşık taraftar ise, 78. dakikadan itibaren son çifte Şampiyondan parçalar görmeye başladı sahada, acaba serap mı görüyorum derken Portekizli olmayan İsmail asisti yapmış, Türk Sivok golü atmıştı bile.

Beşiktaş marşlarını versiyon atlatıp söyleyen kahraman Bursa tribünleri sustuğunda İsmail neden sustunuz ya diyerek müthiş bir top atmış,  Holosko topu ağlara itmişti bile, işte o an sanırım her Beşiktaşlı sahada 12 dakikalık gerçek bir takım gördüğüne mi yoksa 1-2’lik dönüşe mi sevinecekti, tam anlayamadı ve her ikisine de sevinince ortaya gerçek deli Beşiktaş taraftarı da çıktı.

Alınan 3 puan kadar Carvalhal’in sevinci, takımın bütünleşmesi de harikaydı, aynen bize 3 yıl öncesinde Denizli ve talebelerini hatırlattı. Şimdi bundan sonra 2 seçenek var, ya aynı tas aynı hamam, ya da apaçi ve çetesi bu takımın patronu değil bir parçası olacaklar, seçim onların, yanlış seçimde ise yol onların olmalıdır.

Takım dünya yetenekleri ile dolu olmasın, kazma dolu olsun ama takım olsun diyen her Beşiktaşlı yakında gelecek bir Şampiyonluğa daha hazır olabilirler.

Son lafım da Yıldırım Bey’e, o kadar fedakârsınız ki, basketbol takımının adı Beşiktaş Milangaz, Akatlar’ın adı Beşiktaş Milangaz Arena oldu. Size çok müteşekkiriz, bir de tek bir kulübü dahi yönetemeden 18 Kulübün başkanı seçilmeniz de ne kadar manidar değil mi, ama üzülmeyin biz sevindik, artık onlar düşünsünJ

Kalın Sağlıcakla,

Ali İnanç İnal

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder