18 Kasım 2011 Cuma

Kıl Oluyorum Abi !!



 Bayram arası öncesindeki Fransız başlıklı yazıma, bizim takım ‘Fransız’ kalıp da Ankara deplasmanında Gençlerbirliği karşısında 2-0’dan 4–2 mağlup olunca attığım bir başlık değil bu başlık, spor yazan bir bloggerJ ( tuttum ben bu lafı, bırakayım mı, iğrenç espri Hakan Şükür, Televole yılları, şimdi Milletvekili yahu adam ) olmama rağmen T.C vatandaşı olarak bu ülkede yıllardır süregelen başka şeylere karşı açtığım bir başlık oldu bu seferki!

Futbol yazmak bu sene maalesef malum sebeplerden dolayı gerçekten zor olmaya başladı. Yok, şike soruşturması adı altında saçma sapan hareketler, yok sınırsız yabancı sayısı ( bkz. Milli Takım – Hırvatistan maçları ), yok Digitürk icadı Play-off, yok Demirören’in Kulüpler Birliği Başkanı olması, yok Göksel Gümüşdağ diye birisinin 10 sene önceki tek özelliği Emre Belözoğlu’nun karakoldaki ifadesinde yanında bulunan kişi olması iken, bugün ‘üstün’ akrabalık ilişkileri nedeni ile Futbol Federasyonu Asbaşkanı olması, yok ‘Basketbolcunun’
( bizim Lütfü yahu ) diğer Asbaşkan olması, yok Carvalhal’in Guti’yi bitirmesi, yok Fatih Terim’in mimiklerinin sahalara dönmesi, yok Volkan’ın sakallarının içinde acaba ne var düşüncesiJ, yok 4 büyükler denen camiaların zavallı Başkanlarının deplasman taraftarı yasağı alabilmesi derken ‘Futbol 2011–2012’ gerçekten de baydı.

Çok konu var aklımda, ancak asıl konuya geçmeden önce son ufak detayımı vereyim bu şov dünyasından, gözlerim yaşarıyor ve gurur duyuyorum bizimkilerle, sahadakilerle değil yahu tabii ki tribündekilerleJ Fenerbahçe maçı esnasında pek fark etmedim heyecandan ama maçın tekrarında Van için yapılan atkı şovunda tutamadım kendimi, sessiz, hep birlikte yapılan bir haykırıştı adeta, anlayana tabii ki! Bu sefer ise, Galatasaray derbisinde 65. dakikada olacaklara dikkat ediniz lütfen, 65 Van’ın plaka numarası malum, Van’daki kardeşlerimiz ‘Üşüyoruz’ dediler, bizimkiler de ‘Biz de Üşüyoruz’ diye dikkat çekmek istiyorlar Van’a, yine sessiz, hep birlikte, ancak ne acı ki yine sadece anlayana!

O yüzden berbat geçen Futbol yılının yerini almak üzere bizimkiler, hadi Çarşı aynen devam bu sessiz haykırışlara, her hafta bir maçta başka bir olaya dikkat çekmeye devam, çünkü maalesef bu ülkede haftalık olay ve sorun bitmez arkadaş! Ne mutlu Türkiye’de yaşayanlaraJ Bu böyle değildi bilirsiniz orijinalini, uzun yıllar geçti tabii artık bu hale geldi. Müzisyen deyimi ile ‘remix’ hali işte!

Sorunlar nedir yahu yazar derseniz, döneyim ben de başlığıma. Başlık da Tarkan’ın eski ‘vecizelerinden’ birinin ‘remix’ hali gene. Evet, blog okuyucuları ben kıl oluyorum. Neye mi, ana hatları ile bu ülkedeki uyanıklara, kayırmalara, bu uyanıklara karşı normal vatandaşı değil de uyanıkları koruyanlara, yani haksızlığa ve adaletsizliğe kıl oluyorum!

Mesela, İstanbul trafiğinde tampon tampona 1. viteste iken, sağ tarafımdan yanaşıp emniyet şeridi denen yerden son sürat geçenlere kıl oluyorum! Sağ aynamdan onların yaklaştığını görünce sağ tarafa geçip yolu kapatasım geliyor, ama ya Emniyet şeridini gerçek amacı ile kullananlar gelirse arkadan diye düşünüp vazgeçiyorum hemen. Az trafik cezam vardır, bir tanesi de emniyet şerididir, benzinim bitmek üzere olduğundan trafikten çıkıp benzinlik aramak için mecburen kullandım bir kez o şeridi, onda da ceza yedim ben, ancak sağımdan fırlayıp geçenlerin bir kez bile ceza yediğine şahit olmadım, buna da kıl oluyorum!

Ambülâns geçerken çekilmeye zahmet edip, hemen ilk fırsatta ambülânsın peşine takılıp uyanıklık yapanlara kıl oluyorum, dua ediyorum içimden o duruma düşsünler diye, ambülânsın içine düşsünler diye, bu ‘beddua’ sayılmaz mı İnanç derseniz, buna da kıl oluyorumJ

Her sabah işe giderken hava alanı yolunda ilerlerken ( bilenler bilir ) 70 km, radar kontrolü tabelalarına uyan ben dâhil 7 enayi varken, sol şeritten en az 100 km ile giden ve ceza yemeyenlere kıl oluyorum!

Ben bu ülkede tıkır tıkır haberim dahi olmadan vergimi öderken ( evet, maaşlı çalışıyorum ), Devlet Baba benden hemen gerekli kesintiyi yaparken, aynı Devlet Babanın vergi ödemeyenlere vergi affı çıkarmasına kıl oluyorum! Kaçak elektrik kullanan uyanığın parasının benim elektrik faturamdan çıkmasına kıl oluyorum!

Zengin aile çocuğunun kafayı bozup fakir kız arkadaşını keserek öldürmesine, ( zengin – fakir tabirlerini olaya dramatize katmak için ekledim, evet bilerek yaptım ) zengin çocuğun nedense aylarca bulunamamasına, yıllarca süren mahkemelere, yıllarca süren bu mahkemelerden muhtemel çıkacak 16 yıl cezaya, o cezanın iyi hal, içerde yatma süresi gibi saçmalıklarla 14 yıla düşecek olmasına,  o cezanın da yine Devlet Babamız tarafından af ile bozulacak olmasına kıl oluyorum! Madem böyle olacak, kızın babası da elemanın ailesinden birisini kessin, ödeşsinler diyorum, buna nedense kıl olmuyorum!

Binlerce şehidin varken, binlerce genç çocuk doğuda ölüme mahkûm edilirken, bu ülkede Devlet tarafından bedelli askerlik kararı alınacak olmasına, böyle bir karar alınacaksa da, dedikoduya göre 30 yaş üstüne çıkacak olmasına kıl oluyorum! 30 yaş kimdir arkadaş, 18 yaşından 30 yaşına kadar askerliğe gitmeyen adamın niyeti zaten bellidir, kaçıyordur, bedelli neden kaçan uyanıklara çıkar o zaman arkadaş, neden yeni mezunlara, neden yüksek lisans yapan saflara çıkmaz, işte bu ayrımcılığa kıl oluyorum! Terör denen belanın en müptelasını yaşayan ( bkz. Filistin ) , Başbakanımızın kızdığında her iki cümlesinden biri olan İsrail denen ülkede kadınlar dâhil 2 sene mecburi askerlik varken, benim ülkemde ‘ensesi kalına cebin sağ olsun, garibana vatan sağ olsun denmesine’ kıl oluyorum!

Yıllardır bir işe girecekken normal, iyi okumuş çocuklarımızın geri çevrilmesine, alınan kişi kimdir diye sorulduğunda, ‘Hamili yakınımdır’ cümlesinin duyulmasına kıl oluyorum!

Bu liste çok uzar dostlar, kıl oluyorum diye bir site mi kursam acaba, herkes neye kıl olduğunu yazsaJ

Şaka bir yana, bu ülkede ‘Büyüklerimiz’ yeni bir Anayasa üzerinde kafa patlatmaya başlayacaklar, inşallah yakında başlayacaklarJ ( malum 2010 Referandum sözüdür yeni anayasa ) bu anayasa yapılırken bıraksınlar lütfen Türkü, Kürdü, Çerkezi, Aleviyi, Rumu, Ermeniyi de insinler işin kraterine ( bana ne adam Kürt ise, ben adamın kimliğine kızmam, ben adam benim haksız yere önüme geçerse buna kızarım )  haksızlıkları ortadan kaldırsınlar, yanlış yapanları cezalandırsınlar, o zaman işte ‘Aynı Yoldan Geçmişiz Biz’ veya ‘Hayat Paylaşınca Güzel’ diye dönen televizyon zımbırtılarına sıcakla, umutla bakabilelim. Anlamadılarsa mesajımı in other words,  ben çocukken Doğru Ahmet Yanlış Mehmet vardı, ha işte bu ülkede doğru Ahmet’i el üstünde tutsunlar, yanlış Mehmet’i hapse atsınlar, kapiş!

Yahu bu ülkenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki dosya sayısı kaç oldu ey memleketlim? Bu ülkenin kendi yargısı bitti de sıra Avrupa’ya mı geldi? Sonra bizi almazlar derler Avrupa Birliği’ne, almazlar tabii, dosyası bile bu kadar çok olan ülkeyi ne yapacak adamlar?
Bir çıkın bakalım yurt dışına, yahu gitmeyin en modern olanlara, gidin Prag’a, gidin Slovakya’ya, Hırvatistan’a arkadaş, 5 dakikada aradaki farkı fark etmezseniz ben Fenerli olayımJJ

Evet, okuyucu sana da kıl oluyorumJ


Kalın Sağlıcakla,
18 Kasım 2011

Ali İnanç İnal

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder