Futbol yazmak bu sene maalesef malum sebeplerden dolayı
gerçekten zor olmaya başladı. Yok, şike soruşturması adı altında saçma sapan
hareketler, yok sınırsız yabancı sayısı ( bkz. Milli Takım – Hırvatistan
maçları ), yok Digitürk icadı Play-off, yok Demirören’in Kulüpler Birliği
Başkanı olması, yok Göksel Gümüşdağ diye birisinin 10 sene önceki tek özelliği
Emre Belözoğlu’nun karakoldaki ifadesinde yanında bulunan kişi olması iken,
bugün ‘üstün’ akrabalık ilişkileri nedeni ile Futbol Federasyonu Asbaşkanı
olması, yok ‘Basketbolcunun’
( bizim Lütfü yahu ) diğer Asbaşkan olması, yok Carvalhal’in
Guti’yi bitirmesi, yok Fatih Terim’in mimiklerinin sahalara dönmesi, yok
Volkan’ın sakallarının içinde acaba ne var düşüncesiJ, yok 4 büyükler denen
camiaların zavallı Başkanlarının deplasman taraftarı yasağı alabilmesi derken ‘Futbol
2011–2012’ gerçekten de baydı.
Çok konu var aklımda, ancak asıl konuya geçmeden önce son
ufak detayımı vereyim bu şov dünyasından, gözlerim yaşarıyor ve gurur duyuyorum
bizimkilerle, sahadakilerle değil yahu tabii ki tribündekilerleJ
Fenerbahçe maçı esnasında pek fark etmedim heyecandan ama maçın tekrarında Van
için yapılan atkı şovunda tutamadım kendimi, sessiz, hep birlikte yapılan bir haykırıştı
adeta, anlayana tabii ki! Bu sefer ise, Galatasaray derbisinde 65. dakikada
olacaklara dikkat ediniz lütfen, 65 Van’ın plaka numarası malum, Van’daki
kardeşlerimiz ‘Üşüyoruz’ dediler, bizimkiler de ‘Biz de Üşüyoruz’ diye dikkat
çekmek istiyorlar Van’a, yine sessiz, hep birlikte, ancak ne acı ki yine sadece
anlayana!
O yüzden berbat geçen Futbol yılının yerini almak üzere
bizimkiler, hadi Çarşı aynen devam bu sessiz haykırışlara, her hafta bir maçta
başka bir olaya dikkat çekmeye devam, çünkü maalesef bu ülkede haftalık olay ve
sorun bitmez arkadaş! Ne mutlu Türkiye’de yaşayanlaraJ Bu böyle değildi
bilirsiniz orijinalini, uzun yıllar geçti tabii artık bu hale geldi. Müzisyen
deyimi ile ‘remix’ hali işte!
Sorunlar nedir yahu yazar derseniz, döneyim ben de
başlığıma. Başlık da Tarkan’ın eski ‘vecizelerinden’ birinin ‘remix’ hali gene.
Evet, blog okuyucuları ben kıl oluyorum. Neye mi, ana hatları ile bu ülkedeki
uyanıklara, kayırmalara, bu uyanıklara karşı normal vatandaşı değil de
uyanıkları koruyanlara, yani haksızlığa ve adaletsizliğe kıl oluyorum!
Mesela, İstanbul trafiğinde tampon tampona 1. viteste iken,
sağ tarafımdan yanaşıp emniyet şeridi denen yerden son sürat geçenlere kıl
oluyorum! Sağ aynamdan onların yaklaştığını görünce sağ tarafa geçip yolu
kapatasım geliyor, ama ya Emniyet şeridini gerçek amacı ile kullananlar gelirse
arkadan diye düşünüp vazgeçiyorum hemen. Az trafik cezam vardır, bir tanesi de
emniyet şerididir, benzinim bitmek üzere olduğundan trafikten çıkıp benzinlik
aramak için mecburen kullandım bir kez o şeridi, onda da ceza yedim ben, ancak
sağımdan fırlayıp geçenlerin bir kez bile ceza yediğine şahit olmadım, buna da
kıl oluyorum!
Ambülâns geçerken çekilmeye zahmet edip, hemen ilk fırsatta
ambülânsın peşine takılıp uyanıklık yapanlara kıl oluyorum, dua ediyorum
içimden o duruma düşsünler diye, ambülânsın içine düşsünler diye, bu ‘beddua’
sayılmaz mı İnanç derseniz, buna da kıl oluyorumJ
Her sabah işe giderken hava alanı yolunda ilerlerken (
bilenler bilir ) 70 km ,
radar kontrolü tabelalarına uyan ben dâhil 7 enayi varken, sol şeritten en az 100 km ile giden ve ceza yemeyenlere
kıl oluyorum!
Ben bu ülkede tıkır tıkır haberim dahi olmadan vergimi
öderken ( evet, maaşlı çalışıyorum ), Devlet Baba benden hemen gerekli
kesintiyi yaparken, aynı Devlet Babanın vergi ödemeyenlere vergi affı
çıkarmasına kıl oluyorum! Kaçak elektrik kullanan uyanığın parasının benim
elektrik faturamdan çıkmasına kıl oluyorum!
Zengin aile çocuğunun kafayı bozup fakir kız arkadaşını
keserek öldürmesine, ( zengin – fakir tabirlerini olaya dramatize katmak için
ekledim, evet bilerek yaptım ) zengin çocuğun nedense aylarca bulunamamasına,
yıllarca süren mahkemelere, yıllarca süren bu mahkemelerden muhtemel çıkacak 16
yıl cezaya, o cezanın iyi hal, içerde yatma süresi gibi saçmalıklarla 14 yıla
düşecek olmasına, o cezanın da yine
Devlet Babamız tarafından af ile bozulacak olmasına kıl oluyorum! Madem böyle
olacak, kızın babası da elemanın ailesinden birisini kessin, ödeşsinler
diyorum, buna nedense kıl olmuyorum!
Binlerce şehidin varken, binlerce genç çocuk doğuda ölüme
mahkûm edilirken, bu ülkede Devlet tarafından bedelli askerlik kararı alınacak
olmasına, böyle bir karar alınacaksa da, dedikoduya göre 30 yaş üstüne çıkacak
olmasına kıl oluyorum! 30 yaş kimdir arkadaş, 18 yaşından 30 yaşına kadar
askerliğe gitmeyen adamın niyeti zaten bellidir, kaçıyordur, bedelli neden
kaçan uyanıklara çıkar o zaman arkadaş, neden yeni mezunlara, neden yüksek
lisans yapan saflara çıkmaz, işte bu ayrımcılığa kıl oluyorum! Terör denen
belanın en müptelasını yaşayan ( bkz. Filistin ) , Başbakanımızın kızdığında
her iki cümlesinden biri olan İsrail denen ülkede kadınlar dâhil 2 sene mecburi
askerlik varken, benim ülkemde ‘ensesi kalına cebin sağ olsun, garibana vatan
sağ olsun denmesine’ kıl oluyorum!
Yıllardır bir işe girecekken normal, iyi okumuş
çocuklarımızın geri çevrilmesine, alınan kişi kimdir diye sorulduğunda, ‘Hamili
yakınımdır’ cümlesinin duyulmasına kıl oluyorum!
Bu liste çok uzar dostlar, kıl oluyorum diye bir site mi
kursam acaba, herkes neye kıl olduğunu yazsaJ
Şaka bir yana, bu ülkede ‘Büyüklerimiz’ yeni bir Anayasa
üzerinde kafa patlatmaya başlayacaklar, inşallah yakında başlayacaklarJ
( malum 2010 Referandum sözüdür yeni anayasa ) bu anayasa yapılırken
bıraksınlar lütfen Türkü, Kürdü, Çerkezi, Aleviyi, Rumu, Ermeniyi de insinler
işin kraterine ( bana ne adam Kürt ise, ben adamın kimliğine kızmam, ben adam
benim haksız yere önüme geçerse buna kızarım ) haksızlıkları ortadan kaldırsınlar, yanlış
yapanları cezalandırsınlar, o zaman işte ‘Aynı Yoldan Geçmişiz Biz’ veya ‘Hayat
Paylaşınca Güzel’ diye dönen televizyon zımbırtılarına sıcakla, umutla
bakabilelim. Anlamadılarsa mesajımı in other words, ben çocukken Doğru Ahmet Yanlış Mehmet vardı,
ha işte bu ülkede doğru Ahmet’i el üstünde tutsunlar, yanlış Mehmet’i hapse
atsınlar, kapiş!
Yahu bu ülkenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki dosya
sayısı kaç oldu ey memleketlim? Bu ülkenin kendi yargısı bitti de sıra
Avrupa’ya mı geldi? Sonra bizi almazlar derler Avrupa Birliği’ne, almazlar
tabii, dosyası bile bu kadar çok olan ülkeyi ne yapacak adamlar?
Bir çıkın bakalım yurt dışına, yahu gitmeyin en modern
olanlara, gidin Prag’a, gidin Slovakya’ya, Hırvatistan’a arkadaş, 5 dakikada
aradaki farkı fark etmezseniz ben Fenerli olayımJJ
Evet, okuyucu sana da kıl oluyorumJ
Kalın Sağlıcakla,
18 Kasım 2011
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder